Yaprakların Sessiz Dili

Yaprakların Sessiz Dili

Sonbahar kapıdan içeri sessizce girer.
Ne acele eder, ne de haber verir.
Sanki “geldim ama merak etme, seni rahatsız etmem” der gibi usulca yayılır havaya.
Konuşmaz, sadece fısıldar.

Pencere kenarında kahvemi yudumlarken dışarıda bir yaprak düşer.
Ne acele eder ne de direnir.
Olması gereken olur.
Belki de doğa, insanı tam bu anlarda eğitir; “Bırak gitsin.” der.
“Her düşüş bir vedadır ama her veda da bir başlangıçtır.”

Sonbahar bana hep dengede kalmayı hatırlatır.
Ne kadar şey değişirse değişsin;
sıcak bir evde yudumlanan kahve, camdan içeri süzülen rüzgâr,
kucağında mırıldayan bir kedi hep aynı kalır.
Belki de huzur, değişmeyen bu küçük ayrıntılarda gizlidir.

Dışarı çıktığımda elime bir yaprak düşer.
Bir zamanlar gökyüzüne yakın olan, güneşe dokunan.
Şimdi toprağa düşerken bile zarafetini korur.
İşte olgunluk budur: Düşmeyi bile güzelliğe dönüştürmek.

Belki biz de biraz yaprak gibiyizdir.
Dökülmeyi korku değil, yenilenme sayarız.
Hayat bazen sessizce yeniden başlar; ve biz o sessizliğe kulak verirsek,
her şeyin hâlâ güzel olduğunu duyarız.

“Yaprak dökerken ağaç susar, ama rüzgâr onun hikâyesini anlatır.”

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ