Hayal Dünyasında Yaşamak

Hayal Dünyasında Yaşamak

Gerçeklikten Kaçış mı, Kendini Koruma Yolu mu?

Bazen insan yaşadığı hayatın içinde değilmiş gibi hisseder.
Sanki başka bir hayatın penceresinden kendi hayatına bakar.
Olmak istediği kişi ile olduğu kişi arasında ince, görünmeyen bir çizgi oluşur.

Hayal kurmak doğaldır.
Hatta gereklidir.
İnsanı ayakta tutar, umut verir, yön gösterir.

Ama bazen hayal kurmak ile hayalin içinde yaşamaya başlamak arasında fark silikleşir.

İnsan kendine ait olmayan bir hayatın içinde yürüyormuş gibi hisseder.
Bu duygu bir anda oluşmaz.
Yavaş yavaş gelir ve sessizce yerleşir.

Önce küçük anlatılar olur.
“Ben aslında şöyle biriyim…”
“Benim hayatım normalde böyle olur…”

Sonra insan, olmak istediği hayatı anlatmaya başlar.
Belki daha mutlu bir hâlini anlatır.
Belki daha güçlü bir hâlini.
Belki hiç incinmeyen bir hâlini.

Burada amaç çoğu zaman insanları kandırmak olmaz

İnsan eksik hissettiği yerleri örtmeye çalışır.

Bunun altında bazen yetersizlik hissi olur.
Bazen kabul görme ihtiyacı,
Bazen değerli hissetme isteği,
Bazen hayal kırıklıkları,
Bazen de görülmeme duygusu olur.

Sonra en zor kısım başlar.
İnsan çevresini buna inandırmaya çalışır.

Sürekli aynı hikâyeyi sürdürür.

Güçlü görünür, iyi görünür.

Ve en çok burada yorulur.
Kendi gerçeğini sakladıkça yorulur.

Kırılgandır, kaygılıdır.
Yakalanma korkusu vardır.
Gerçek görülürse reddedilirim korkusu yaşar.

 

Çünkü insan en çok anlaşılmak ister.

Hayal kurmak başka bir şeydir.
Hayalin içine saklanmak başka bir şey.

Hayal kurmak insanı geliştirir.
Güç verir.
Yol gösterir.

Hayalin içine saklanmak insanı yalnızlaştırır.
Gerçek bağları zayıflatır.
İçsel bir yorgunluk bırakır.

Herkes zaman zaman başka bir hayat hayal eder.
Bu çok insani bir duygudur.

Ama en huzurlu yaşam genelde şurada başlar:
İnsan kendini saklamayı bıraktığında.

Çünkü insan;
En çok kendisi olabildiği yerde nefes alır.

 

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ